Koronavirüs Salgınında Çalışan İlişkileri - 1

 Koronavirüs Salgınında Çalışan İlişkileri Nasıl Yönetilmeli:

 Potansiyel Krizler ve Çözüm Önerileri

Screen Shot 2020-02-04 at 20.33.23

Global bir krizle karşı karşıyayız. Önce sağlığımızı tehdit eden bir kriz olarak başlayan Koronavirüsü Hastalığı (Covid-19) artık küresel olarak her ülkeyi etkileyen; sosyal, siyasal ve ekonomik bir krize dönüşmüş durumda. Dünya üzerindeki her bireyin, kurumun, işletmenin, devletin ve uluslararası kuruluşun bir numaralı gündemi bu hastalık ve hastalığın yol açtığı sorunlar. 


Dünya Sağlık Örgütü, Koronavirüsü ile mücadeleye yönelik bir eylem planı hazırladı. Hastalığı kontrol altına almak için online eğitimler ve aksiyonlar öneriyor. Her ülke, sokağa çıkma yasağından, vatandaşlarının toplu olarak bulunacağı mekanları kapatmaya, okulları tatil etmekten yurt dışı uçuşlarını yasaklamaya kadar değişen skalada, risk durumu ve hassasiyetleri çerçevesinde önlemler alıyor. Bazı ülkeler, proaktif aksiyonları alıp disiplinle uygularken, bazıları harekete geçmekte çok gecikti. Bu durum, işletmeler için de geçerli. Şirketler, genel merkezlerinden gelen yönlendirmeler, Dünya Sağlık Örgütü ve ulusal hükümetlerin kısıtlamalarına göre faaliyetlerine devam ediyor. Şirketler, elbette karlarını sürdürülebilir bir şekilde maksimize etmeli. Ancak bununla beraber, her şirketin parçası olduğu ekosisteme karşı da sorumlulukları var. Halk sağlığını korumak, çalışanlarının güvenli bir şekilde çalışmasını sağlamak dışında Koronavirüs krizine karşı küresel dayanışmanın parçası olması, sadece etik bir sorumluluk değil aynı zamanda işlerinin de gereği. 
 
Bu kapsamda, uluslararası uygulamalar, kurum ve kuruluşların yayınladığı direktifler ve müşterilerimizin aksiyonlarını göz önüne alınca Koronavirüsü ile mücadelede üretim yapan şirketlerin şu konularda duyarlı olmasını öneriyoruz; 

 

ANA KONULAR

Halk Sağlığının Korunması

Halk sağlığının korunması noktasını iki alt başlıkta değerlendirmek lazım. Birincisi, Koronavirüs gibi bulaşıcılığı yüksek bir virüsün şirket çalışanları ve ürünleri aracılığıyla topluma yayılmasını önlemek için Dünya Sağlık Örgütü’nün yönlendirmelerine ve Türkiye Sağlık Bakanlığı’nın yayınladığı 14 kurala uyması zorunludur. Şirketler, tüm çalışanlarının belirlenen kural ve kısıtlamalara uymalarını sağlamakla sorumludur. Bu kapsamda, örneğin kendileri veya yakın temas içerisinde bulundukları eş, dost ve akrabaları son 14 gün içerisinde yurt dışında bulunmuş tüm çalışanların, 14 gün süresince evlerinden çalışmalarını sağlamak şirketlerin proaktif olarak önlem almaları gereken başlıklardan biridir. Çalışanların haklarını korumak işveren olmanın sorumluluğudur. 
 
Halk sağlığının korunmasına ilişkin temizlik malzemeleri, sağlık ürünleri, gıda üretimi gibi bazı sektörlerde faaliyet gösteren işletmelere daha büyük sorumluluklar düşmektedir. Koronavirüs ile mücadelede ulusal ve global dayanışmanın bir parçası olarak üretime yoğun bir şekilde devam etmeleri etik bir sorumluluktur. Bu sorumluluk gereği, öncelikle krizle mücadelede kritik ürünlerin tedarikinde sorun yaşanmaması ve sonrasında gerekli durumlarda toplumun hassas kesimlerinin çeşitli yöntem, proje ve aksiyonlarla desteklenmesi, sorumlu işletme olmanın gereğidir. 
 
• Çalışanların Sağlık ve Güvenliğinin Korunması

Şirketler, çalışanlarına sağlıklı ve güvenli çalışma ortamı sağlamakla sorumludur. Koronavirüsü ile birlikte gelen tehditler de istisna değildir. Duruma sadece hukuk perspektifinden yaklaşmak yeterli değildir. Şirketler, uzaktan çalışma uygulamaları, düzenli testler, esnek çalışma, üretim hacminin düşürülmesi hatta kısmi üretim duruşlarını değerlendirmelidir. Şirketlerin Dünya Sağlık Örgütü ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin uygulamalarını, kısıtlarını ve yönlendirmelerini yakından takip ederek, kendi durumlarına uygun olarak yorumlamaları ve gerekli aksiyonları ivedilikle almaları şarttır. Mavi yaka, beyaz yaka ayrımı olmadan her çalışanın yaşamı kıymetlidir. Bu nedenle, şirketlerin en önemli görevi çalışanlarının sağlığını güvence altına alacak her türlü önlemi şeffaf, katılımcı ve iletişim halinde almak ve çalışanlarıyla birlikte uygulamaktır. 
 
• Dayanışmanın Parçası Olmak

Günümüzde şirketler uluslararası bağlantıları, bilgiye erişme avantajları, lojistik güçleri, üretimden gelen birikimleri ve yaygın işbirlikleri ve örgütlü olmaları nedeniyle bu tür krizlerde çözümün önemli parçaları olurlar. Şirketlerin Koronavirüs krizine karşı küresel dayanışmanın parçası olması, sadece etik bir sorumluluk değil aynı zamanda işlerinin de gereği. Bulundukları toplulukların, şehirlerin ve sektördeki diğer oyuncuların ihtiyaçlarını tespit ederek bu ihtiyaçlara uygun, kendi işleri ve yetkinlikleri ile paralel destekler sağlamaları, Koronavirüsü ile mücadelede önemli bir kaldıraç olacaktır. Birçok şirket, Koronavirüs krizine karşı hızlı aksiyon alarak kaynaklarını toplum yararına sunmaktadırlar. Microsoft, bazı uygulamalarını ücretsiz hale getirmekte, temizlik ürünleri üreticileri, kamu kurumlarına bedelsiz ürün ulaştırmakta, önemli süpermarket zincirleri, fiyat artışı yapmadan vatandaşlara ürün tedarik etmektedir. Her şirketin, bu çerçevede kendi yetkinlikleri ve çevresindeki ihtiyaçlar çerçevesinde sosyal sorumluluğunu yerine getirecek destekler üzerinde çalışmalıdır. Bu destekler, sosyal sorumluluğun yanı sıra, iş sonuçlarına da etki edecek itibari kazanımlar doğuracaktır. 

Screen Shot 2020-02-04 at 20.33.23

POTANSİYEL KRİZ KONULARI
 
Bir diğer önemli başlık olası krizlerin neler olduğu ve işletmelerin bu krizlere nasıl hazırlanacağıdır. Kısa başlıklar halinde önümüzdeki günler ne tür sorunlara gebe, onları ortaya koyalım:

1. Adalet ve sınıf çatışması riski: Birçok şirket, beyaz yaka çalışanlarını evden çalışmaya teşvik ediyor. Evden çalışma yeni bir konu değil ancak şirketler, büyük bir zihinsel değişim gerektirecek bu konuyu hep ertelediler. Küçük denemelerle yetindiler. Artık tercih olmanın ötesinde bir zorunluluk haline dönüştü. Koronavirüsü tehdidinden kurtulduğumuzda evden çalışma pratiklerinin kalıcı hale gelmesi kimseyi şaşırtmamalı. Ancak bir de işin mavi yaka tarafı var. Özellikle üretim tesislerinde uzaktan çalışma bir opsiyon değil. Fiili üretimde bulunan endüstri işçileri, üretim faaliyetleri durmadığı sürece işlerinin başında olacak. Bu durumda mavi yaka çalışanların hayati risk taşımaları, bundan dolayı çalışmak istememeleri, işveren baskısı durumunda krizin işyeri barışını da aşarak sınıf meselesi haline dönüşmesi çok olası.  

Her bireyin canı eşit derecede kıymetli. Şirketler, beyaz yaka ya da mavi yaka ayrımı yapmadan tüm çalışanların sağlık ve güvenliğinden sorumlu olduğunu içselleştirmeli ve tüm aksiyonlarında bu ilkeye aykırı bir eylem olup olmadığını sorgulamalıdır. Halk sağlığına yönelik önem arz eden ürün ve hizmet üreticilerinin çalışmaya ara vermesi söz konusu olmayabilir. Ancak bunun dışındaki ürün ve hizmetlerle ilgili çalışan şirketler, kendi işletmelerindeki riski değerlendirip esnek çözümler geliştirmeli. Bu süreçte çalışanlarla doğrudan, açık ve dürüst iletişim çok değerli. Herkesin hayatını yakından etkileyecek kararları mümkün olduğunca katılımcı şekilde almak, olası krizleri önleyecektir. Bir diğer önemli nokta, böylesi zor zamanlarda işinin başında olan çalışanlarınızın emeklerini takdir etmektir. 
 
2. Bilgi kirliliği, panik ve komplo teorileriyle mücadele: Kriz durumunda herkes birçok farklı kaynaktan teyit edilmemiş bilgiye maruz kalıyor. Sosyal medyadan yayılan yanlış bilgiler bir yana uzman sıfatıyla görüş beyan edenlerin de hatalı bilgiler verdikleri açık. Şirketlerde, tüm bu ağların dışında ve muhtemelen çok daha etkili bir enformal bilgi ağı mevcut. Şirket çalışanlarından birinin Koronavirüs hastası olduğu dedikodusunda virüsün fabrika içinde yayılmasına ilişkin yanlış düşüncelere kadar çok sayıda yanlış, panik oluşturabilecek söylenti ortaya çıkacak. Bu söylentilerin önüne geçilmesi, büyük itibari ve insani krizleri önlemek için çok kritik. 

Söylentilerin önüne geçmenin ilk kuralı, ilk günden itibaren, açık, şeffaf, tutarlı ve sürekli olarak bilgi paylaşımı yapmaktan geçiyor. Şirketler, genel merkezlerinden gelen yönlendirmeleri, iyi örnekleri, uluslararası kuruluşlar ve ulusal hükümetin yönlendirmelerini, ve benzeri bilgiye erişim avantajını tüm çalışanlarının kullanımına açacak bir bilgi merkezi görevi görmelidir. Bu noktada, sadece iş hayatına ilişkin değil, çalışanları ve tedarikçilerinin ailelerini de güvence altına alabilecek içerikleri sürekli paylaşmalıdır. Bilgiyi üreten ve yayan bir şirket, bu tür dedikoduların önüne geçmek konusunda herkesten birkaç adım önde olacaktır. 
 
3. İşini ya da gelirini kaybeden çalışanlar ve tedarikçiler: Zor zamanlar radikal kararlara yol açabilir. Devlet kurumlarının aldığı kararlar nedeniyle bazı işletmelerin faaliyetlerini durdurması ya da devletin aldığı önlemler nedeniyle mal ve hizmetlerine talebin azalması olasıdır. Bu durum, şirketlerin ekonomik sıkıntılara girmesi, bu yükü azaltmak için çalışanlarını işten çıkarması, sözleşmeleri askıya alması, tedarikçilerine ödemelerini geciktirmesi, sözleşmeleri iptal etmesi söz konusu olabilir. Bu durum, önce işletme bazında sonrasında ise ülke ekonomisinde büyük krizler doğuracaktır.  

Her işletme öncelikle kendi varlığını sürdürmenin yolunu aramalıdır. Bununla beraber, zor günler geride kaldığında, işletmelerin kriz zamanı aldıkları tüm kararlarla yüzleşmeleri gerecektir. Tedarikçilerini ve işgücünü kolayca gözden çıkaran bir şirket, tekrar faaliyete geçtiğinde iş ortaklarına ihtiyaç duyacağını unutmamalıdır. Bu kapsamda, çalışanlar ve tedarikçilerle açık iletişim kurmak, radikal aksiyonları olabildiğince geciktirmek, ara çözümler üretmek, kamu desteğini aramak önerilen yöntemlerdir. 
 
4. Ebeveynlerin çaresizliği: Milli Eğitim Bakanlığı, okulların tatil edildiğini açıkladı. Eğitime ara verme sürecinin uzaması çok olası. Bu durum, çalışan anne ve babalar için bambaşka sorunlar yaratıyor. Anne babaları çalışan ailelerde, aile büyüklerinin çocuklara bakmaları yaygın bir uygulama. Ancak, Koronavirüs için en büyük riski de bu grup oluşturuyor. Mevcut durumda, çalışmak zorunda olan anne ve babaların durumu bir diğer sorun alanı olarak ortaya çıkıyor.  

Devlet tarafından bir düzenleme yapılana kadar, çocuk sahibi çalışanlarla ilgili şirketlerin sorumluluk alarak düzenlemeler geliştirmesi gerekir. Belli başlı Büyükşehir Belediyelerinde uygulanan “ebeveynlerden birinin izinli sayılması” uygulaması çözümlerden biri. Kreş açmak ya da var olan kreşlerin faaliyetlerine devam etmek, sağlık açısından riskler barındırıyor. Bu kapsamda, işletmelerin üretim planları, ihtiyaçları ve çalışanlarıyla kurmak istedikleri ilişkiye bağlı olarak çözümleri proaktif olarak geliştirmeleri tavsiye olunur. 

 

 

Kamu ilişkileri, sosyal yönetim ve çalışan ilişkilerini nasıl yöneteceğiniz konusunda yardıma ihtiyacınız varsa, ÜCRETSİZ tavsiye istemek için info@corpera.com adresine e-posta gönderiniz. Yardımcı olmaktan memnuniyet duyarız.  

Contact Form

Contact us for all questions, suggestions

...